30 Temmuz 2010 , Cuma
 
KIRKLARELI.Net'e Hos Geldiniz  ÜYE ADI Şifre
GİRİŞ
ÜYE Olmak İstiyorum

Kırklareli Kültürü

Atasözleri
Bağda izin olsun, yemeğe yüzün olsun.
Eşeğin canı yanarsa, yarış atını geçer.
Harman döven öküzün ağzı bağlanmaz.
Keçinin yemediği ot, karnını ağrıtır.
Mart ayı dert ayı, bir sepet saman ver Ali dayı.
Tutulan kısrak, harmanı döver.             
Ver yiyeyim, ört yatayım.
b. Bilmeceler
Ağaç üstünde kara şopar
     (Zeytin)
Çarşıda satılmaz, elle tutulmaz
Ondan daha tatlı bir şey bulunmaz
     (Uyku)
Dağdan gelir sekerek
Kara üzüm dökerek
     (Keçi)
Hey gidinin poturu
Ev üstünde oturu
     (Baca)
Karşıdan baktım pek çok
Yanına vardım hiç yok.
     (Sis)
c. Deyimler
El etek çekmek
Fıkır fıkır kaynamak
Nal çakmak
Var delisi olmak
Yaş yere basmamak
d. Maniler
Ayva gömdüm samana
Dumana bak dumana
Şoför yarim var iken
Gider miyim çobana?
Bahçelerde sardunya
Sardunyayı kırdın ya
İstemiyom dermişsin
Yine bana kaldın ya.
Karahalil üç bölüm
Yavaş geliyor gülüm
Bana yardan ayrılmak
Ölüm geliyor ölüm
e. Ninniler
Dandini dandini danalı kuzu
Elleri ayakları kınalı kuzu
Asmaya kurdum salıncak
Eline de verdim oyuncak
Yine de uyumadı gitti
Şu küçücük yumurcak
Eee eee ee şimdi
Bir eşek buldum ben şimdi
Sahibi geldi ee şimdi
     Ooo kuşu
     Nerelerde su kuşu
     Çalılıkta yuvası
     Mamacık getir babası
Dandini dandini dastana
Danalar girmiş bostana
Kov bostancı dananı
Yemesin bizim bostanı
     Eh ee ee Allah
     Uykucuklar ver Allah
f. Tekerlemeler
Laleli Belkız
İçeriye gir kız
İpte atla kız
Dışarıya çok kız
Tarhana tartar
Boğazımı yırtar
Baklava kardeş
Gel beni kurtar
g. Türküler
Yöreye ait pek çok türkü mevcuttur. Sevgiyi, acıyı, gurbeti ve özlemi konu edinmiş türküler olduğu gibi, geçmişte Osmanlı sınırları içinde olup da 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı ile kaybedilen topraklar ile ilgili de pek çok türkü söylenmektedir. Türkülerin bir kısmı Balkan göçmenleri ile yurda gelmişken, bir kısmı da yerli halk tarafından üretilmiş ve yaşatılmıştır.
Yöreye ait  türküden bazı örnekler:
“Ah Selanik”
Muzaffer SARISÖZEN tarafından 16 Temmuz 1947 tarihinde, Kasap Tahsin’den, Vize’de derlenmiştir.
“Akça Köyün Bağları”
Muzaffer SARISÖZEN tarafından 09 Ağustos 1947 tarihinde Arife TİMUR’dan derlenmiştir.
“Alim Gitme Pazara”
“Avlu Dibi”
Muzaffer SARISÖZEN tarafından 15 Ağustos 1947 tarihinde, Fatma GÜRSU’dan, Kırklareli’nde derlenmiştir.
“Ayşem”
“Bahçelerde Biberiye”
TRT Müzik Dairesi THM repertuarı sıra no: 1366’da kayıtlı olan türkü, Aşık Ali TAMBURACI tarafından derlenmiş ve Nida TÜFEKÇİ tarafından notaya alınmıştır. Türkünün sözleri şöyledir;
Bahçelerde biberiye
Şişe dolu anberiye
Sen benimsin gel beriye
     Aman aman aman balabancı
     Sol yanında vardır sancı
     Aman makidonlu makidonlu
     Güzellerin içinde pek şanlı
Bahçelerde olur marul
Sular akar harıl harıl
İnce belden sıkı sarıl
     Aman aman balabancı
     Sol yanımda vardır sancı
     Aman makidonlu makidonlu
     Güzellerin içinde pek şanlı
Bahçelerde olur haşhaş
Rakı içtim oldum serhoş
Ela gözler olur bir hoş
     Aman aman balabancı
     Sol yanımda vardır sancı
     Aman makidonlu makidonlu
     Güzellerin içinde pek şanlı.
“Bahçelerde Yeşil Mazı”
“Bana Derler Gazi Boşnak” Muzaffer SARISÖZEN tarafından 16 Temmuz 1947 tarihinde Ahmet KÖK’ten, Kırklareli’de derlenmiştir.
“Ben Gitmem İnekliye” Muzaffer SARISÖZEN tarafından 14 Ağustos 1947 tarihinde, Aşık Ali TANBURACI’dan, Kırklareli’de derlenmiştir.
“Budin” Muzaffer SARISÖZEN tarafından 16 Temmuz 1947 tarihinde Ahmet AŞIK’tan Vize İlçesi, Evrenli Köyü’nde derlenmiştir.
“Candarmanın Kılıcı”
“Çayıra Serdim Postu”
“Derdim Çoktur” Muzaffer SARISÖZEN tarafından 15 Ağustos 1947 tarihinde Vahid Lütfi SALCI’dan, Kırklareli’de derlenmiştir.
“Dere Geliyor Dere” Saadet KARACA’dan derlenmiştir.
“Giderim Giderim Varna Görünmez” Zekeriya KURTULMUŞ tarafından 21 Eylül 1993 tarihinde Sezai ÇETİN’den, Kırklareli Merkez ilçeye bağlı Çeşmeköy’de derlenmiş ve Kırklareli İl Kültür Müdürlüğü Folklor Araştırması arşivine alınmıştır. Türkünün sözleri şöyledir;
Giderim giderim ooof
Varna görünmez
Dönerim arkama bakarım ooof
Kimseler gelmez
Dönerim arkama bakarım ooof
Kimseler gelmez

Babam da ihtiyar ooof
Ata binemez
Nişanlım küçüktür ağ-beyler ooof
Yolları bilmez.

Nişanlım küçüktür ağ-beyler ooof
Yolları bilmez.

Söyle Elif kız söyle ooof
Türkünü söyle
Türkü de bilmiyom ağ-beyler ooof
Kuran okurum.
Türkü de bilmiyom ağ-beyler ooof
Kuran okurum.

Esvaplarım sandıkta ooof
Basılı kaldı.
Evde nişanlım ağ-beyler ooof
Yasılı kaldı.
Evde nişanlım ağ-beyler ooof
Yasılı kaldı.

Yetişin kardaşlar yetişin ooof
Aldılar beni
Deli de orman şaykaları ooof
Çaldılar beni
Deli de orman şaykaları ooof
Çaldılar beni

“Grep” Muzaffer SARISÖZEN tarafından 09 Ağustos 1947 tarihinde Zehra KAHRAMANLAR’dan Kırklareli’de derlenmiştir.
“Hasseler Giymiş” Muzaffer SARISÖZEN tarafından 16 Temmuz 1947 tarihinde Mehmet GEÇİT’ten Vize İlçesi’nde derlenmiştir.
“Haticem”
“İnce Giyerim İnce” Yöreye ait türkünün sözleri şöyledir;
İnce giyerim ince
Pembe yakışır gence
     İnce giyerim ince
     Pembe yakışır gence
İnsan bir hoş oluyor
Sevdiğini görünce
     İnsan bir hoş oluyor
     Sevdiğini görünce
Of sen yana, ben cama
İkimizin resmini çıkarsınlar yan yana
Derelerin çakılı
Nerden aldın akılı
Döne döne oynuyor
Ağabeyimin çakırı
     Of sen yana, ben cama
     İkimizin resmini çıkarsınlar yan yana
Dereler çakıl taşlı
Ördekler yeşil başlı
Benim sevdiğim dilber
Al yanak kalem kaşlı
     Of sen yana, ben cama
     İkimizin resmini çıkarsınlar yan yana

“İn Dereye”
“Kırmızı Gül” Aşık Ali TAMBURACI tarafından derlenmiştir.
“Yar Yalelellim Hüseyin Derler Adıma” Faruk YILMAZ tarafından Merkez İlçe Çeşmeköy’de Sezai ÇETİN’den derlenmiştir. Türkünün sözleri şöyledir;
Yar yar yalelellim var
Hüseyin derler adıma(aman)
Doyum olmaz tadıma
Eller ne derse desin(aman)
Ben varacam inadıma
     Yaleli yalelelli yalelelli aman
     Yaleli yalelelli yalelelli
Yar yar yalelellim yar
Harmanda misirim var(aman)
Duvarda hasırım var
Seni gidi gavurun kızı(aman)
Neremde kusurum var
     Yaleli yalelelli yalelelli aman
     Yaleli yalelelli yalelelli
Yar yar yalelellim yar
Ezme ile yar ezme ile(aman)
Yar bulunur mu gezme ile
Çok cici kızlar kandırdım(aman)
Kaşımı da gözümü süzme ilen.
     Yaleli yalelelli yalelelli aman
     Yaleli yalelelli yalelelli

m. Halk Oyunları
Türkler, Orta Asya’dan Anadolu’ya, oradan da 14. yüzyıldan itibaren Balkanlar’a yayılmaya başlamış ve 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı ile birlikte tekrar tersine bir göç ile Balkanlar’dan bugünkü topraklara gelmişlerdir. Balkanlar’da kaldıkları ortalama 450 yıllık süre içerisinde Yunanistan, Bulgaristan, Yugoslavya, Makedonya, Arnavutluk gibi ülkelerin insanlarıyla yan yana yaşamış, onları kendi kültürleriyle etkiledikleri gibi, onların kültürlerinden de etkilenmiştir. Kültür bölgesel özellikler gösterdiği halde, doğduğu yerde kalmayarak, yayılmaktadır. Halk oyunları da anonim bir özelliğe sahiptir. Halk oyunları (dansları) ilk çıkış noktasında bir olayı, bir isteği, bir üzüntüyü dile getirmek için oluşturulmasına rağmen, aynı halk dansı günümüzde insanlara sevinç, neşe ve güzel duyguları tattırmakta ve insanları coşturmaktadır. Ortaya çıkışı insanlık tarihiyle paralellik gösteren halk oyunları, zamanla değişime uğramakta, oynayan kişilerce yeni figürler eklenebilmektedir. Zaten ilk çıktığı gibi değişmeden günümüze kadar gelmiş halk oyunu bulmak da zordur.
Kırklareli yöresi halk oyunları; Balkanlar’dan gelip yöreye yerleşen göçmenlerin beraberinde getirdikleri değerler ile geldiklerinde karşılaştıkları kültürün (oynadıkları oyunların) karışımıyla ortaya çıkan sentezin ürünü olduğu  söylenebilir. Çünkü Balkanlar’dan gelip buraya yerleşenler ve bu kuşağın devamı olan kişiler, bu oyunlara sıkı sıkıya sahip çıkmışlar, otantik yapısında herhangi bir değişikliğe müsaade etmemişlerdir. Bu durum da yurt genelinde Kırklareli halk oyunlarının beğeni ile izlenmesine ve diğer yörelerde de öğrenilmek, oynanmak istenmesine neden olmaktadır. Kırklareli yöresi halk oyunları; bayramlarda, evlenme düğünlerinde, asker düğünlerinde, özel günlerde ve her türlü törende oynanır. Günümüzde yöreye ait halk oyunları köylerde davul-zurna ile yapılan düğünlerde oynanmakta iken, şehir ve kasabalarda org ile yapılan düğünlerde pek oynanamamaktadır.
Yöre’nin halk oyunları, genellikle iki davul, iki zurna ile oynanmakta olup, birinci zurna melodiyi söylerken ikinci zurna da dem tutar. Oyunlar genellikle ağır başlayıp hızlı biter. Kollar bağlı olarak oynanan oyunlar ve karşılıklı oynanan oyunlar vardır. “Kırklareli karşılaması” çiftlerin karşılıklı oynadıkları bir oyundur. Hora denilen ikinci bir oyun da el ele, kol kola, omuz omuza toplu olarak oynanan bir oyun olup, bölgede yaygın olarak oynanmaktadır. Diğer bir oyun grubu da “kabadayı” oyunudur. Davul-zurna eşliğinde erkekler tarafından oynanır. Yavaş başlayıp çok hızlı biter. Hora ve kabadayı oyunlarında oyunu yönlendiren ekip başıdır.
    Halk oyunlarından bazı örnekler;  Alay Beyi,  Ali Paşa,  Arzu ile Kamber,  Boymisa,  Dere Boyu  Eski Kasap,  Galamata,  Kabadayı,  Kara Yusuf,  Kambana,  Kırk Haydut,  Kız Karşılaması, Pavle,  Sirto, Gayda, Hanım Ayşem ve Drama Karşılaması vb. sayılabilir.  İsmini ortaya çıktığı Batı Trakya’daki Drama Şehri’nden almış olan “Drama Karşılaması”nın sözleri şöyledir:
Yukarı mahalle çeşmeleri
Akar akar süzülür,
Sana bu şarkılar Esmam
Gazinoda düzülür.

Yukarı mahalle çeşmeleri
Değirmen döndürür,
Senin o bakışların Esmam
Beni öldürür aman aman.
“Hanım Ayşem” göçler sırasında Batı Trakya’dan bölgeye gelen göçmenler vasıtasıyla getirilmiş, kızlı erkekli oynanan bir oyundur. Bir gencin sevgilisine yaktığı türkünün sözleri, gencin sevgisini anlatır. Türkünün sözleri şöyledir;
Giderim yolce yolce
Yolun çiçeği morce
O senin bakışların Hanım Ayşem
Sokuyor beni borce.

Arpa ektim gül bitti
Gül gibi yarim gitti
Sen orada ben burda Hanım Ayşem
Eridi yağım bitti.
Bir diğer oyun da “İzzet Hoca”dır. Batı Trakya’da çok zengin birisi olan İzzet Hoca, kızının düğününü yapmaktadır. Kına gecesi eğlenceler devam ederken kırk haydut tarafından gelin kaçırılır. Haydutlar tarafından kaçırılan gelinin  İzzet Hoca’nın kızı olduğu anlaşılınca, haydutların en küçüğü tarafından, kız öldürülür. Bu olaya istinaden bir türkü yakılmış ve olay danslarla betimlenmiştir. Oyun erkekler tarafından oynanır.
Kına gecemde çaldılar beni
Dokuz dizi altunumu verdim
Yine kurtulamadım anacığım
En küçüğü canıma kıydı.

Haydi dediler Sırça Pınar’a anacığım
Götürdüler beni dönmez yollara
Bana sordular anacığım,
Sen kimin kızısın
Ben de dedim İzzet Hoca’nın kızıyım.
Yörede en çok sevilerek oynanan oyunlardan birisi olan “Sülüman Ağa”, kızlı-erkekli ve mendille oynanan hareketli bir oyundur. Çift davul-çift zurna ile karşılama türünde oynanan oyunun türkü sözleri şöyledir;
Abe Sülüman Ağa
Tut çakal beygiri
Vuralım yuları
Alalım gelini

Sülümanağanın karısı
Pencereden bakar
Pencereden bakar
Sülümanağanın karısı
Çok canlar yakar.
“Zigoş”, adını Batı Trakya’nın Drama ve Kavala arasında bulunan Zigoş Köyü’nden almaktadır.  Çift davul, çift zurna ile oynanmaktadır. Çok hareketli olan oyun, düğünlerde sevilerek oynanır.

3. Maddi Kültür
a. Halk Mimarisi
Mimari yapıların oluşmasında, şekillenmesinde arazinin yapısı, iklim, bölgedeki doğal malzeme ile yapıyı yapan ustanın bilgi ve becerisi etkili olmaktadır. Bulgaristan sınırında ve Karadeniz kıyılarında yer alan Kofçaz - Vize ilçeleri ve köylerinin yer aldığı bölgeler ormanlık olup, taş malzeme bol miktarda bulunmaktadır. Bu nedenle  yapılarda taş ve ağaç, çatıda ise kiremit kullanılmaktadır. Kırklareli Merkez İlçe’nin güneyinde kalan bölgesi, Babaeski, Lüleburgaz, Pehlivanköy ilçeleri ile Pınarhisar İlçesi’nin güneyinde kalan bölümünde orman ve taş hayli azalmakta, bunların yerini tahıl ekilebilir düz, toprak arazi almaktadır. Bu nedenle bölgedeki evler  kerpiçten olup, çatı malzemesi yine kiremittir.
Mimari yapılarla ilgili çeşitli inanışlar da mevcuttur; mutfak suyu ile tuvalet ve banyo suyu aynı yere akıtılmaz. Ev halkından birisi öldüğünde, ölen kişinin yıkandığı yere yeni bir yapı yapılmaz. Yağmur yağar, gök gürlerken evlerin dışarı açılan ana kapısının eşiğinde ve saçak altında durmamaya özen gösterilir, ayrıca oda içerisinde iken kapı arkasında durmanın iyi olmadığına, orada duranın başına uğursuzluk geleceğine inanılır. Bir diğer inanış ise evin ana giriş kapısının iç üst kısmına “karınca duası” yazısı konmasının eve bolluk ve bereket getireceği düşüncesidir.
b. Yöresel Kıyafetler
Günümüzde Kırklareli halkı hazır elbise giymekte ve giyim tercihi moda akımına göre zaman zaman değişebilmektedir. Eski yıllarda köy ve şehirlerde yaşayanlar arasında gözle görülür farklılıklar bulunmakta iken, bu gün aradaki fark oldukça azalmıştır. Köylerde özellikle 50 yaş ve üstündeki kadınlar dışarıda çarşaf, ferace denilen siyah renkli giysileri kullanmaktadır. Renkli basmalardan yapılan şalvar, bluz, ayaklara koyun yapağından örülme çetik, başlarına  eşarp ya da beyaz bezden oluşan baş örtüleri ise ev içinde giyilmektedir. Erkekler genelde hazır olarak aldıkları ceket ve pantolon giyer, başlarına ise kasket ya da şapka kullanmaktadır. Yaşlı olanlar sıcak tutsun diye kışları şayak (aba) pantolon giyerler. Gençler ile yaşlılar arasında, giyimde büyük farklılıklar vardır. Genç kızlar saçlarını örtmezler. Bu durum ilk zamanlar aile büyükleri  tarafından  yadırganmasına rağmen, bu gün hoş karşılanmaktadır. Genç erkekler de gayet modern giyinmekte ve başlarında şapka kullanmazlar.
Yörenin halk oyunu kıyafetleri ise şunlardır;
Kadın Giysileri: Başa çember, oyalı yemeni, grep, yazma, kıvrak, tartma, vala; sırta iç donu, bürümcek gömleği, cepken, şalvar, fıta, uçkur, fistan, yağlık, toka; ayağa ise yemeni, çetik (şaşon), çorap giyilmekte ve boyunda kurdelaya dizili altın, kulaklara da küpe takılmaktadır.
Erkek Giysileri: Başa fes; sırta gömlek, cepken, kollu-kolsuz cemedan, potur, kuşak, peşkir; ayağa ise yemeni, çarık eve çorap giyilmektedir. Aksesuar olarak yağlık, mendil, silahlık, tütün tabakası ve köstek kullanılmaktadır.
c. Yöresel Mutfak
Yöre mutfağının kaynağını tarım ürünleri, büyük ve küçük baş hayvancılık ile deniz ürünleri oluşturmaktadır. Bölgede üretilen  ve yöre mutfağına besin olarak giren tarım malzemesi; buğday, ayçiçeği, şeker pancarı, çekirdeklik kabak, patates, mısır, kuru fasulye, arpa, üzüm, karpuz, kavun, domates, biber; meyve olarak şeftali, erik, ceviz, kayısı, elma, ayva, dut,  çilektir. İnek, koyun, keçi, manda; kümes hayvanlarından da tavuk, ördek, hindi, kısmen de kaz beslenir. İl’in Karadeniz’e kıyısı bulunan Demirköy ve Vize ilçelerine bağlı İğneada, Kıyıköy, Beğendik ve Limanköy’de yaşayan halkın geçim kaynağının önemli bir kısmını ise balıkçılık karşılamaktadır. Balık türleri arasında kalkan, tekir, barbun, mezgit, hamsi, istavrit, palamut, çinekop, sarıkanat, lüfer, kofana ve yayın yeralmaktadır. Göletlerde aynalı sazan ve İsrail sazanı, derelerde ise kara sazan, kızıl kanat, miryana, gümüş balığı ve alabalık bulunmakta ve bu çeşitlilik yöre mutfağına yansımaktadır.
Kırklareli’de hayvansal ürün olarak  et, süt ile yoğurt, peynir, ekşimik; kümes hayvanlarından da yine et ve yumurta elde edilmektedir. Bütün bu zengin malzemeden Yöreye özgü çeşitli yemekler yapılmaktadır. Bölgesel isimle anılan yemeklerden bir kısmı; işkembeden yapılan değirmendere, hamurdan yapılan umaç çorbası, sığır etinin kaynatılmış suyundan yapılan höşmel, papara, yağlı çorbalar, özel olarak hazırlanmış ve muhtevaca zengin tarhanadan yapılan tarhana çorbası, yoğurtlu labadadan yapılan borani, unla pişirilen labadadan yapılan toğga, korda sendirilmiş patlıcan, biberden yapılan manca, turşu ve lahanadan yapılan kapuska yemekleridir.
Özellikle düğünlerde çok yaygın olarak yapılan etli yahni, çeşitli sebze katkılı papaz yahnisi, et haşlama, tas kebabı, hıdrellez kuzusu da denilen kuzu kapama, ciğerden yapılan ciğer yahni ile ciğer tava yemekleri, lahana turşusu ve pirinç ilave edilerek yapılan kalle yemeği, un ile yapılan tavuk bulamacı, pirinç katkılı tavuk kapama ve hindi kapama etli yemekler sınıfındadır. Balık yemekleri; kalkan balığı, tekir, barbun, mezgit, hamsi, istavrit ve Eylül ayı sonuna kadar yağlanmadan önce palamut balığı tavada, yağda kızartılarak yenir. Eylül ayından sonra, boylarına göre ismi değişen çinekop, sarıkanat, lüfer, kofana yağlı balık olduklarından ve  palamut balığı da yağlanmaya başladığından ızgarası yapılmaktadır. Gerek tatlı su balıkları, gerekse Karadeniz’den tutulan balıkların hepsi korda yapılabilmektedir. Karadeniz’de tutulan palamut ve torik balıklarının lakerdası, kefalin pilakisi zevkle yenen balık yemeklerindendir. Hamsi balığının tavada ve yağda kızartması yapıldığı gibi, fırında buğulaması da yaygın olarak yapılmaktadır.
Göçmen  hayvanları yolu üzerinde bulunan İl’de tavşan, bıldırcın, üveyik, ördek, keklik gibi kuşlar avlanmaktadır. Avlanan tavşandan tavşan çorbası, tavşan köftesi, tavşanlı tarhana bulamacı, tavşan tandır, tavşanlı papaz yahnisi; bıldırcından bıldırcın çorbası, bıldırcın kağıt kebabı; üveyikten üveyik çorbası, üveyik kapaması, üveyik kağıt kebabı; ördekten ördek çorbası, ördek kağıt kebabı ve ördek kandilli mantı  gibi yemekler yapılmaktadır. Yabani otlarla yapılan yemekler grubunda ise ısırgan otundan yapılan kupriva yemeği ve yine ısırgan otundan yapılan ısırgan böreği dikkat çekmektedir. Un mamulü olarak  köy fırınlarında yapılan has un ekmeği, içine tuz katılmadan has un ekmeği gibi yapılan tuzsuz ekmek, nohutlu ekmek, katmer, somun, akıtma ve gözleme ekmek sınıfından olup, ayrıca yufka içine pırasa konarak yapılan pırasa böreği, ekşimik, kıyma ve tereyağı konarak yapılan muhacir böreği, bulgur ve ekşimik konarak yapılan kıvrım böreği, rendelenmiş kabak konarak yapılan kabaklı kıvrım, sarmısaklı yoğurt ile yapılan tatar böreği Yöreye has yapılan börek türlerindendir. Sac üzerinde pişirilen ve yufkadan yapılan kartalaç, mısır unu ve yoğurt ile yapılan pilaska, hamurun ortası açılarak  yerine soğan ve kıyma konmasıyla fırında pişirilen kalın kıyı çöreği en sevilen çörek türlerindendir.
Yöre yemeklerinde ayçiçek yağı, tereyağı, bölgede yetişmemesine rağmen zeytinyağı, soya yağı, margarin  ve rapitsa yağları kullanılmaktadır.
Baklava, irmik tatlısı, kadın göbeği, taze peynir irmik ve yumurta ile yapılan höşmelim (yağmur dualarında yaygın olarak yapılır), zerde tatlısı, üzüm şırasının kaynatılmasıyla yapılan bulama tatlısı, kabarmamış hamurun içine yumurta kırılarak yapılan hurma tatlısı, ekmek tatlısı, kabak tatlısı Yörede bilinen tatlı çeşitleridir.

 
Kırklareli - Saka Gölü Tabi Konumu: Marmara Bölgesinde, Kırklareli ili, Demirköy ilçesi, Sivriler köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Saha; 1345 Ha. büyüklüğündedir. Ulaşım: Saha, Demirköy'e 26 km. mesafededir. Özellikleri: Çok sınırlı yayılışa sahip, yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bulunan
Yapmadan Dönme Hızır Bey Cami ve Külliyesini görmeden, Bıldırcın kağıt kebabı ve koyun yoğurdu yemeden, Hardaliye içmeden, Peynir almadan Kapalı Çarşıya girmeden ...Dönmeyin
   
Arama
Kırklareli.Net Videolar
Kırklarelispor Patlama Yaptı
Vergi Haftası Kutlanıyor
Kofçaz Kaymakamı Cengiz Ayhan Kırklar Tv ye Konuştu
Kırklareli Erikler Köyü’nde Büyükbaş Hayvan Yetiştiriciliği Kursuna Katılan 21 Kadın Sertifikalarını Aldı
Sert Kışın Ardından Terzi Dere Köyü
Kofçaz Belediye Başkanı Nuri Çalışkan Şuanki Durum ile Sorunları Ekibimiz ile Paylaştı
TRAKYA KENT ERCÜMEN Toplantısı Kavaklı da Yapıldı
Köy Muhtarları Bilgilendirme Konferansı Toplantısı
Bu Ayıbı ASKF Temizler!
Ahmetbey Güvenspor: 1 - Kırklarelispor: 4
Kırklareli.Net Haberler
KTSO’da “Uygulamalı Girişimcilik Eğitimi”
Kavaklı’yı düşünen Belediye merkez ilçeyi unuttu
Trakya Birlik’ten İnece’ye 400 bin TL’lik yatırım
TSD’den Berat Kandili’nde anlamlı yardım
Kanola üreticisi bu sezon umduğu verimi alamadı
Kırklarelispor a tüm kesimler sahip çıkmalı
Kırklareli Yetiştirme Yurdu’nda eskiler yad edildi
Kırklareli de uyuşturucuyla mücadeleye devam
Babaeskispor, Murat’ı renklerine bağladı
Babaeski İlçe Emniyet Müdürü Haluk Karakuş göreve başladı
KIRKLARELI.Net Tüm Servisler; Haber · Video · Sohbet · E-kart · Tartışma Platformu · Fotoğraf Albümleri · Şehir Rehberi · Emlak · Sarı Sayfalar · Firma Rehberi · Hava Durumu · Nöbetçi Eczaneler · Google Arama · Anket · Köylerimiz · Röportaj · Üyelik · Reklam · Basında Biz· Sitene Ekle · Trakya Gündemi
 
  İletişim Bilgileri | Bize Yazın | Reklam Bilgileri | Yardım | RSS | Telif Hakları | Kullanım Koşulları | Tavsiye Et | Site Haritası