|
Vize, Kırklareli'nin doğusunda, İstanbul'a 140 km. mesafede, tarihi ve doğal güzellikleri ile ön plana çıkan bir ilçedir. Nüfusu 10.000 civarında olan Vize, zengin bir tarihi geçmişe sahiptir.
Tarihte değişik isimlerle anılan kent Byzia, Bizye, Bida, Biza, Vyza, Vizii ve son olarak da Vize olarak bilinmektedir. İsmin kökü Byzas'tan gelmekte olup Byzas Poseidon'un bir oğlunun adıdır. Aynı zamanda Byzas, Trak dilinde keçi anlamına gelmekte olup Trakların çokça kullandıkları bir isimdir. Ayrıca Byzas isimli efsanevi bir Trak Kralının adından geldiği söylenir ki bu Byzas Su Perisi Semestra'nın oğludur. Ayrıca Yunan Mitolojisinde Kaynak Perisinin adı Byzia'dır. Vize'nin her dönemde isminin suyunun bolluğu ile anıldığı düşünülürse bu da akla yatkın bir ihtimaldir.
Vize'nin bilinen ilk resmi sahipleri Trakların bir kolu olan Astai'lerdir. Daha sonraları Persler, Romalılar, Keltler, Peçenekler, Bizanslılar, Bulgarlar hakim olmuş ve son olarak Osmanlılar ile Türk egemenliği başlamıştır.
Önemli tarihi eserler arasında Ayasofya Kilisesi, Türkiye Trakyası'nda bilinen tek antik tiyatro, kaya kiliseleri, manastır, Trak tümülüsleri, kale surları, çeşmeler sayılabilir. Doğal güzellikleri arasında da henüz kirlenmemiş olan dereleri, ormanları, Kıyıköy beldesinin temiz denizi ve geniş kumsalları ile Balkaya Köyü ve Kıyıköy arasındaki başta Yenesu Mağarası olmak üzere mağaralar sayılabilir. Yenesu mağarası 1620 m. uzunluğuyla Trakya'nın 3. büyük mağarasıdır.
COĞRAFİ KONUM:
Marmara Bölgesi'nin Trakya kesiminde, Kırklareli ili'ne bağlı bir ilçe olan Vize Dünya üzerindeki konumu itibariyle (X: 3100000m-Y: 5075000m) 41 derece 36 dakika, 52 saniye (41.6143) kuzey enlemleri ile 27 derece 50 dakika, 52 saniye (27.8478) doğu boylamları arasında yer almaktadır. İlçe merkezindeki rakım 180 metre (Cumhuriyet Meydanı) olup, 1.119 Km2'yi bulan bir alan ile önemli yerleşim merkezlerimizden birisidir. İlçe Doğuda Karadeniz, güneyde Tekirdağ ili ile güneybatıda Lüleburgaz, batıda Pınarhisar ve kuzeyde Demirköy ilçeleri ile çevrilidir. Akarsu vadileri ile parçalanmış alçak alanlardan oluşan ilçe toprakları ilin doğu kesiminde yer alır. Kuzey batı-güney doğu doğrultusunda uzanan Istıranca Dağları (Yıldız Dağları) İlçeyi ikiye ayırır. İlçe sınırları içinde yüksekliği 400 metreye yaklaşan bu dağlık alanın doğu yamaçlarından çıkan sular Karadeniz'e batı yamaçlarından çıkanlar da Ege Denizine ulaşır. Karadeniz'e dökülen başlıca akarsular Papuç ve Kazan dereleridir. Ege Denizine dökülen Meriç Nehrinin başlıca kollarından biri olan Ergene nehrinin başlangıç kaynakları Soğucak ve Anadere ilçe topraklarından çıkar. Istırancaların özellikle Karadeniz'e bakan kesimleri meşe ve kayın ormanları ile kaplıdır.
TARİH ÖNCESİ DÖNEMDE VE TRAK DÖNEMİNDE VİZE
Ergene Nehri'nin kuzeyinde, Istranca (Yıldız) Dağları'nın kuzey etekleri boyunca uzanan, geniş bir bölgeyi kapsayan Vize Ovası, gerek su potansiyelinin yüksek oluşu, gerekse diğer doğal kaynakların zenginliği bakımından Doğu Trakya'nın diğer kısımlarından daha fazla öneme sahiptir. Bu öneme karşılık, yakın zamanlara kadar bölgede yapılan arkeolojik araştırmalar son derece sınırlı olmuştur. Vize Ovası'nın tarih öncesi döneme ait buluntularının bilimsel olarak tetkiki, 1982 yılında İstanbul Üniversitesi Prehistorya Ana Bilim Dalı Öğretim Üyeleri'nden Prof. Dr. M. ÖZDOĞAN tarafından, bu bölgeyi de içine alan Trakya ve Doğu Marmara’ya yüzey araştırmaları sırasında yapılmıştır. Bu tarihten önce Prof. Dr. Arif Müfit MANSEL, 1936-39 yıllar arasında ovada bir dizi tümülüs kazmış ve Vize'deki esas Trak merkezini oluşturan Çömlektepe Höyüğü'nde bir sondaj açmıştır.
Kültür
BÖLGESEL FOLKLOR ÖZELLİKLERİ
İlçe merkezi ve köylerinin hemen hemen hepsi göçmendir. Göçmen olmayanlara da yerli (GACAL) denilmektedir. Bunlar da 1850'den sonra yani 1893 mühaciri gibi erken gelenlere denilmektedir ki: Onlarda bu yörelerin yerlisi olmamış oluyor. Sebep olarak daha Osmanlılar zamanında bile bu yörelerde savaş olması nedeni ile halk gelip gitmiştir. Ancak 1800'lerde yavaş yavaş kalınmaya başlanmıştır ki 1922'de ise ATATÜRK devri ile tamamen oturuşma olmuştur. Bundan sonra 1927, 1935, 1951 ve daha sonraki yıllarda da bölünmüş ailelerin gelmesi ile devam etmiştir halkın yaşamı.Bulgaristan, Romanya, Yunanistan, Arnavutluk ve Yugoslavya'dan gelmeler nedeni ile değişik adet ve örflere sahip olmaktadırlar. Ne var ki yıllar önce Osmanlı Devletinin buyruğunda olmanın eseri olarak Türk Medeniyetinin tesirlerini kaybetmemiş olmaları neticesidir ki adet ve örfleri az farklarla da olsa Trakya kültürü anlayışı içinde yürütmektedirler.Mesela: Kız istemeler hemen hemen hepsinde aynıdır.
|